Ülkücü sözü ayağa düşürmeyen insandır

Susulacak yerde susmak, konuşulacak yerde konuşmak ve sözü ayağa düşürmemek erdemli olmanın şartlarındandır. Onun içindir ki atalarımız "Söz gümüş ise sukut altındır" demişlerdir. Tarihi Türk karakterinin en önemli özelliklerinden birisi de yerinde ve zamanında konuşmaktır.
Kur'an- Kerim'de müminlerin özellikleri sayılırken; "Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler" (Müminun,23/3) "Onlar faydasız bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. (Furkan,25/72) "Onlar boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam (barış) olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz, derler." (Kasas,28/55) "Rahman'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) 'selam' derler (geçerler). (Furkan,25/63) Buyrulmaktadır.
Bu bakımdan atasözlerimizde de belirtildiği gibi "Söz gümüşse sükut altındır." Kuralından hareketle boş ve yararsız konuşmalardan kaçmak, konuştuğumuzda Sevgili Peygamberimizin buyurduğu gibi, ya hayır söylemek ya da susmak gerekir.

Yorum (0) Tıklanma: 3436

Devamını oku...

Ülkücü Hareket

 

Türk Milletinin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber her Türkün zihninde ve bedeninde yer tutan Türk Milletini sevme, onun yücelmesi, gelişmesi için çalışma ve ona karşı yönelmiş her türlü tehlikeyle mücadele etme duygusu aradan geçen binlerce yılda katlanarak artmış ve bugün milyonlarca Türk-İslam ülkücüsü tarafından vazgeçilmez bir yaşam felsefesi haline getirilmiştir.

Yüce Türk Milletinin ilk defa siyasi bir teşekkül olarak ortaya çıkmasında, bu siyasi teşekkülün önce devletlere, ardından da imparatorluklara dönüşerek tüm dünyayı Türk’ün cesareti ve yeteneğiyle tanıştırmasında da işte bu sönmez duygu en büyük etken olmuştur. Asya’nın ortalarından önce güneşin doğduğu yöne ilerleyip Çin Denizi’ne ulaşan, ardından da Tanrı’nın verdiği Kut’la güneşin battığı yönde at sürüp Türk’ü cihanda hakim kılmaya çalışan bu ülkü, bugün Türk Milletinin birliği ve önderliğiyle dünyaya nizam verme gayesinde olan Türk-İslam ülkücülerinin en büyük ideolojik mirası olmuştur.

Yorum (0) Tıklanma: 2752

Devamını oku...

Ülkücünün Ahlakı



Türk-İslâm Ülkücüsü, İslâm’ın ahlâk ve faziletine göre yaşamak azim ve kararındadır. Bu Allah ve Resulünün sevdiği ve övdüğü ahlâka sahip olmak iradesini ifade eder.

Allah, Kur’an-ı Kerim’de sevdiği ve beğendiği bir kavmi şu şekilde tasvir eder: “Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, Allah-müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onların da O’nu seveceği-bir kavim getirir ki, onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiç bir kınayanın kınanmasından (dedikodu­sundan) çekinmezler. Bu, Allah’ın bir lutf-u inayetidir ki, onu kime dilerse ona verir. Allah, ihsanı bol olan, en çok bilendir.” (Kur’an-ı Kerîm, Mâide Suresi – Ayet 54.)

Yukarıda mealini verdiğimiz bu «inzar» (tehdit) âyetini Vâni Mehmed Efendi, yalnız Arap kavmini tehdit etmekle kalmayıp on­lardan sonra İslam’a büyük hizmetler edecek Türk kavminin husu­siyetlerini açıklayan bir emir olarak yorumlar. Gerçekten de, «Ashab-i Kiram»dan sonra, İslâmiyet’e hizmette kim Türk kavmi ile boy ölçüşebilir? Müslüman Türk’ün tarihini incelediğimizde bu ha­kikat bütün çıplaklığı ile ortaya çıkar. Kâinatın Efendisine tam dört yüz yıl «vekalet» eden Türk milletinin şan ve şerefi gerçekten bü­yüktür. Şanlı ecdadımızın ahlâkını inceleyenler, onları «müminlere karşı alçak gönüllü», «kâfirlere karşı onurlu ve zorlu», «Allah’ı se­ven ve Allah’ın sevdiği işleri yapan», «Allah yolunda savaşan» ve «kınayanların kınamasına aldırmayan», hak bildikleri yolda yiğitçe ve ölesiye yürüyen kimseler olarak tanırlar. Bütün bu hususiyetler, «Kur’an-ı Kerim’in» övdüğü faziletlerdir.

Yorum (0) Tıklanma: 1690

Devamını oku...

Ülkücülük

 

 

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ’E GÖRE ÜLKÜCÜLÜK

Ülkücülük batı dillerinden dilimize giren idealistlik kelimesiyle aynı olan bir anlam belirtmektedir. Ülkücülük veya idealizm insan kafasının içinde elde edilmesi, varılması en mükemmel, en güzel, kendisini mutlu edecek hedeflerin tasarlanması ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için arzu gösterilmesi ve çalışılması anlamını taşır. İnsanlar arasında idealistler yetişmeseydi insanlık bugün dünyayı aydınlatan birçok gelişmelerini, birçok alanlardaki yükselişlerini sağlayamazdı. Her gerçek, her fikir önce insanların kafasında bir hayal olarak doğar. İnsanlar hayal ederler. Hayal kurarlar. Bu hayalleri kendileri için iyi olan, kendilerinin özledikleri, elde etmekle mutluluk duyacakları birtakım istekleri, birtakım özleyişleri belirtir. İnsanlar hayalleriyle büyük ölçüde insan olurlar. İnsanlar hayalleriyle diğer canlılardan bir ayrıcalık gösterirler ve gerçekten insanlık vasfını kazanmış olurlar.

Yorum (0) Tıklanma: 2096

Devamını oku...

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012