Yabancı Basında F.Gülen ve Cemaat Faaliyetleri

Bu başlıkta topladığım makalelerin, satır aralarını görmek gerek.
Çevrenizde olup bitenleri belki daha iyi anlarsınız.

Saygılar

Site Yöneticisi

 

 


 

'NE MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE'... AKP, Kürtleri kazanmak için Fethullah Gülen’i kullanıyor


The Economist, AKP hükümetinin Kürtlerin desteğini kazanmak için İslam’ı kullandığını da dile getirerek, partinin Fethullah Gülen cemaatinin de desteğini aldığını ileri sürdü.

AKP’nin “Ne Mutlu Türküm diyenin” yerine “Ne mutlu Müslümanım diyeni” tercih edebileceğini öne süren dergi, “Din, ılımlı İslami AKP’nin en güçlü silahı haline geldi. Din, Diyarbakır’ın kontrolünü elde etmeye çalışan ılımlı İslami AKP’’nin en güçlü silah haline geldi” yorumunu yaptı. Kentteki varoşlarda AKP’ye sempatinin büyüdüğünü dile getiren dergi partinin bedava kömür ve okul kitapları dağıttığına da dikkat çekerek, “Bu ‘cömert harcamalar’ ve ‘mütevazı reformlar’ sayesinde AKP’nin son seçimlerde bölgede oyların yüzde 50’sinden fazlasını aldı” sözlerine yer verdi.


“Türkiye’nin en zengin İslami’ cemaat olarak adlandırdığı Fetullah Gülen cemaatinin, AKP’ye daha fazla Kürt oyunu kazanmaya yardım ettiğini öne süren dergi, cemaat üyelerinin Kurban Bayramı sırasında 60 bin aileye et dağıttığına dikkat çekti. Aynı cemaatten çok sayıda doktorun Kürt bölgelerinde hastalara ‘bedava check-up ve tedavi’ teklif ettiğini de dile getirdi.

 


 

'Fethullahçı'lık 'izm' mi oldu?


The Economist dergisinde İslami akımların ve AKP'nin çalışmalarının mercek altına alındığı bir makalede, Fethullah Gülen taraftarlarının faaliyetleri aktarılırken "The Gulenists" ifadesi kullanıldı

The Economist dergisinde yayımlanan, "Dini Uyanış - AKP hükümeti Kürt desteğini almak için İslamı kullanıyor" başlıklı makalede, "Fethullahçı"lar, ilk kez "Gülenist" (The Gulenists) olarak tanımlandı.

İngilizce makalelerde daha önceleri "Fethullahci" olarak söz ediliyordu.

İslami akımların ve AKP'nin çalışmalarının mercek altına alındığı makalede, Fethullah Gülen'in müritlerinin faaliyetleri aktarılırken "The Gulenists" ifadesi kullanıldı.

"Fethullahçılığın, bir 'izm' olarak tanımlanması bir ilk özelliği taşıyor. Makalede şu tespitlere yer verildi:

"Türkiye'nin zengin İslami tarikatları, Kürt oylarını kazanmasında AKP'ye yardım ediyor. İsimlerini, ABD'de ikamet eden liberal Müslüman din adamı Fethullah Gülen'den alan Gülenistler (The Gulenists) aralık ayındaki Kurban Bayramı'nda 60 bin aileye et dağıttı.

Birçok Gülenist doktor da Kürt bölgelerinde ücretsiz sağlık kontrolü yaptı. Mesajları, Türklerin ve Kürtlerin İslam dinine göre kardeş olduğu ve Türkçü olsun Kürtçü olsun milliyetçiliğin kötü olduğu. Bu İslamcı tarikatlar, bölgede güçlü köklere sahipler."

59. Hükümet döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan sorumlu olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Yenişafak gazetesine verdiği bir demeçte, 20. yüzyılın en büyük talihsizliklerinden birinin dini ideolojiye dönüştürmek olduğunu belirterek, şunları söylemişti:

"Din ideoloji değildir, daha geniş bir dünyadır. Din, bir 'izm' değildir. İslam ile İslamizmi birbirine karıştırmamak gerekir. İslamizm siyasal bir ideolojidir."


 

The Economist Dergisi'ne göre Fethullah Gülen, 'bir peygamber'


’Dünya sahnesinde bir köylü çocuğu’ başlıklı haberinde The Economist Dergisi, Fethullah Gülen için şu ifadeyi kullandı: Kendi ülkesinde şerefle ve biraz da şüpheyle karşılanan ’peygamber’.


THE Economist Dergisi, "Dünya sahnesinde bir köylü çocuğu" başlığıyla haber yaptığı Fethullah Gülen için tırnak içinde "peygamber" nitelemesini kullandı.

Dergi, "Kendi ülkesinde şerefle ve biraz da şüpheyle karşılanan ’peygamber’" şeklindeki girişle başlayan yazı için, muhabirini Gülen’in memleketi olan Erzurum’un Korucuk köyüne gönderdi.

Türbanlı kadınlardan oluşan "Gülenist kardeşliğin" köyde kapı kapı dolaştığını ve harem-selamlık toplantılar düzenlediğini yazan dergi, kuzen Necdet Gülen’in "Allah’a şükür köyümüzün tamamı Müslüman ve ’habis’ internet burada yok" şeklindeki sözlerini aktardı. Yazıda, yeni bir camisi olan, ancak evleri kerpiçten yapılan 600 nüfuslu köy, "dindarlığın mükafatının hala beklendiği bir yer" olarak tanımlandı.

"İstanbul’da Fethullah Gülen’e yakın gruplarda hem türbanlı, hem de türbansız kadınların birlikte görüldüğü" hatırlatılan yazıda, "Ancak Erzurum gibi yerlerde dindar kadınların başlarını örtme ve muhafazakar davranmaları yönündeki toplumsal baskı çok ezici" dendi.

"Gülenist" şebekenin Türkiye’deki "kilit varlıklarının" başında, bir üniversite, bir gazete ve çeşitli işletmelerin yanısıra, öğrenci yurtlarının geldiği belirtilen yazıda, "Barınacak yer bulmak için gelen gençlerin daha sonra harekete dahil olup oruç ve namaz rejimini izlemeye başlaması tanıdık bir görüntü" ifadesi kullanıldı.

Dergi, bir İçişleri Bakanı’nın, Türk emniyetinin yüzde 70’nin "Gülen sempatizanı" olduğunu belirttiği, ancak ordunun "çok şüpheli" kalmayı sürdürdüğünü öne sürdü.

Hareketin "apolitik" olduğu, fakat "laik ana muhalefet" dışında tüm siyasi partilerle bağlantıları olduğu belirtilen yazıda şu iddia da dikkat çekti: "Gülenciler AKP ile birçok ortak noktaya sahip. İşbirliği yapsalar da, çıkarları birebir aynı değil. Söylentiye göre, ılımlı İslamcı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Emniyet Müdürü’nü görevden almaktan imtina etmesi, Gülen hareketinin de bu değişimi istemesinden ve Erdoğan’ın onlara boyun eğmiş gözükmek istememesinden kaynaklanıyor."


 

Fethullah Gülen cemaat okulları, New York Times'ın manşetinde



New York Times gazetesi, Türkiye'den yola çıkan gönüllülerin dünyanın dört bir yanında açtığı okulları manşetine taşıdı.

 

Birinci sayfanın büyük bölümünü söz konusu eğitim seferberliğine ayıran gazete, Türk okullarının, çocuklarını aşırılıklardan korumak isteyen veliler için önemli bir alternatif haline geldiğini yazdı.

Örnek olarak da Pakistan'ı gösterdi. Gazeteye konuşan Urdu dili profesörü Allahdad Niyazi, 'Pak-Türk' ismiyle andıkları okulların büyük rağbet gördüğünü vurguladı. Gerekçesini ise şöyle özetledi:

"Ülkemizdeki okulların bir bölümü çocuklara değerlerimizi öğretemezken, diğerleri modern eğitim veremiyor. Pak-Türk okulları, her ikisini birden iyi yapıyor. Ben de çocuğumu bu okullara yazdırdım." New York Times, 'okulların fikir babası' olarak tanıttığı Fethullah Gülen'i ise şöyle tanımladı: "Vatandaşların ibadet hürriyetine sahip olduğu laik demokrasiden fazlasını istemediğini söyleyen bir milliyetçi."

Gazete, 'okulların fikir babası' olarak tanıttığı Fethullah Gülen'i 'Vatandaşların ibadet hürriyetine sahip olduğu bir laik demokrasiden fazlasını istemediğini söyleyen bir milliyetçi' şeklinde nitelendirdi. Okullarda devletçe mecburi kılınan bir ders dışında din öğretilmediği, ancak okul dışındaki hal ve hareketlerle öğrencilere örnek teşkil edildiği anlatıldı.

Türk eğitim gönüllülerinin 80 ülkede okullar açtıklarını belirten New York Times, milyonlarca kişiyi etkileyen 69 yaşındaki Fethullah Gülen'in, ülkesindeki bazı 'seküler resmi görevlilerle' yaşadığı problemlerden dolayı ABD'de 'sürgün' olarak yaşadığını yazdı. Gülen'in, "Bilim olmadan din radikalliğe dönüşür. Dinsiz bilim ise kördür, dünyayı tehlikeye sürükler" yaklaşımına atıf yapan gazete, "Türk okulları, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1920'li yıllarda halifeliği kaldırmasından sonra modern şeklini alan Türk sufiliğini hayata geçiriyor." dedi. Batı'ya karşı İslam alimleri arasında yaklaşım farkları olduğuna dikkat çeken New York Times, şu değerlendirmede bulundu: "1950'li yıllarda Seyyid Kutub gibi Arap mütefekkirler Batı'yı şiddetle reddederken, Said Nursi gibi bazı mütefekkirler, Batı ile beraber yaşamanın yollarını aradı."

Ilımlı çevrelerin olumlu izlenimlerine rağmen bazı Türklerin, "Gülen, okulları politik amaçları için kullanıyor" iddiasında olduğunu kaydeden gazete, bazı gözlemcilerin görüşlerine de başvurdu. Murat Belge, "Gülen'in takipçileri ülkeleri yönetecek elitler yetiştirmeye çalışan Müslüman Cizvitler" ifadesini kullanırken, Times'ın ifadesiyle 'daha karamsar' bir değerlendirme yapan Utah Üniversitesi öğretim üyesi Hakan Yavuz'un, "Buradaki amaç Türklerin Müslüman dünyayı yönettiği Osmanlı İmparatorluğu türü bir güç." yorumuna da yer verdi.

Pakistan'a umut oldular

Gülen'in teşvikleriyle açılan okulların Türk işadamlarından büyük destek görmeye devam ettiğine dikkat çeken gazete, Nijerya'daki okula yardımda bulunan İhsan Kalkavan'ın, "Eğitim tecrübemizi bu ülkelere götürdüğümüzde kendimizi de takdim ediyoruz. bakın biz terörist değiliz diyoruz. İnsanlar bizi tanıdıkça bakışları olumlu yönde değişiyor." şeklindeki sözlerine yer verdi. Ardından diyalog çabalarına vurgu yaptı: "Sadece Müslüman ülkelerde değil Rusya gibi tamamen Hıristiyan ülkelerde de açılan bu okullar sadece Müslüman öğrencilere yönelik değil. Önemli tavırlarından biri de dinlerarası diyaloğu geliştirmek. Gülen, bir önceki papa başta olmak üzere, Yahudi ve Ortodoks Hıristiyan liderlerle de bir araya gelirken, bu okullardaki öğretmenler çok kültürlülük ve evrensel değerlere vurgu yaptıklarını ifade ediyor."

Müslüman ülkeler içinde tek nükleer güç olan Pakistan'ın istikrarının ABD ve Batı için en önemli dış politika önceliklerinden biri haline geldiğine dikkat çekilen haberde, mutedil İslami yaklaşımlarıyla öne çıkan Türk okullarının, ülkeyi değiştirmeye güçleri yetmese de, radikal dinî anlayışların etkisini azaltacak bir yorum sunduklarına vurgu yapılıyor. Okulların müfredatının İngilizce olduğu belirtiliyor. Öğrencilere Shakespeare'in bile öğretildiği ifade ediliyor. Times'ın haberine göre, okullar, çocuklarının kimliklerini ve dinî değerlerini yitirmeden modern eğitim almasını isteyen velilerden büyük ilgi görüyor. Karaçi'de açılan Türk okulunun müdürü Mesut Kaçmaz, görevine 10 ay önce başlamış. Şehrin güneyinde Peştun yoğunluklu fakir muhitte olan okula geldiğinden beri de birçok zorluk yaşamış. Çevre sakinleri, tıraşlı yüzleri ve kravatlarıyla Türk öğretmenlerden uzun süre şüphe duymuşlar. Okulun Pakistanlı müdür yardımcısı Ali Şevkat, yerel halkın öğretmenlere başlangıçtaki yaklaşımını, "Bana defalarca sordular. Bunlar Müslüman mı, namaz kılıyorlar mı, geceleri içki içiyorlar mı?" diye anlatıyor. Gazetenin görüştüğü Abdul Bari adlı bir veli de okullarla ilgili memnuniyetini ifade ediyor. Aynı zamanda hafız olan 31 yaşındaki Abdul Bari, aşiretinden iki kardeşin intihar bombacısı olarak öldüklerini anlatarak, "Bizim ülkemizde tahammül az." diye yakınıyor. Babası öldükten sonra 7 kardeşinin bakımını üstlenmek zorunda kalan Abdul Bari, bir kardeşini Türk okuluna yazdırmaya karar veriyor. Türk okulunun akademik eğitime yoğunlaşmasından memnun olan Abdul Bari, çevresinde bu tercihinden dolayı ilk başta hoşnutsuzluk görmesine rağmen kararından vazgeçmemiş; "Türk okulları aşırılığa kesinlikle karşılar. Onlar gerçek Müslüman. Kardeşimi de gerçek bir Müslüman yapacaklar. Kardeşim, insanlara adil ve bilge yaklaşacak, tahammülsüzlükle değil." Gazetenin görüştüğü Türk okulları velileri, Pakistan toplumunun hızla değiştiğini ve eğitimin önemini anlamaya başladığını vurguluyorlar. Çocuğunu Quetta'daki Pakistan Türk Lisesi'ne gönderen Abrar Awan adlı veli, öğrenciliğinde üye olduğu İslami politik partilerin yaklaşımından yorulduğunu belirtiyor. Hayatın siyah ve beyaz olmadığını, daha komplike olduğunu görmeye başladığını söyleyerek, devam ediyor: "Her hatamızın her başarısızlığımızın arkasında Amerika ya da Batı'nın olduğunu düşünüyordum. Şimdi kendi tecrübelerimle öğrendim ki asıl problem bizim içimizde."


 

Dünyanın en büyük haber ajanslarından Reuters, Fethullah Gülen ve yurtdışındaki Türk okullarıyla ilgili kapsamlı bir dosya yayınladı



Dün abonelere geçilen haber, 'Türk İslam vaizi: Tehdit mi hayırsever mi?' başlığını taşıyor.

 


Gülen'i 'modern hayata kök salmış mutedil İslam'ın savunucusu' olarak tanımlayan ajans, Gülen hareketi hakkındaki farklı görüşlerin ülkedeki kimlik ve güç mücadelesini yansıttığını savundu.

Gülen'in, basın-yayın, hayır işleri ve özellikle eğitimde aktif olan güçlü bir harekete ilham kaynağı olduğunu anlatan haber, Alexandra Hudson imzasını taşıyor. Ajans, 'giderek radikalleşen İslam dünyasında mutedil bir güç' olarak görülen Gülen hareketinin, bazı Türkler için de 'laik devlet ve din merkezli güç arasındaki gerginliğin bir örneği' olarak algılandığını belirtiyor. Reuters'ın haberinde, Cambridge Üniversitesi'nden İslam araştırmaları uzmanı Timothy Winter'ın "Gülen hareketinin ana amacı, laik ve dindar Türklerin hep birlikte eğitim vasıtasıyla yükseltilmesidir." sözlerine yer veriliyor.

İstanbul Avcılar'daki Fatih Koleji'ne giderek öğrenci ve öğretmenlerle görüşen Alexandra Hudson, Türk gönüllülerin dünya genelinde 800 okul açtığını anlatıyor. Söz konusu eğitim kurumlarının bilim ve teknolojiye odaklandığını anlatan Hudson, haberinde çeşitli röportajlara da yer veriyor. Fatih Koleji İngilizce öğretmenlerinden Ahmet Yalçın, velilerin okullarını tercih etmelerini farklı sebeplere bağlıyor. Bazı ailelerin, içki ya da sigaraya başlamasından korktukları için çocuklarını Fatih Koleji'ne gönderdiğini, bazılarının da üniversite sınavlarındaki başarı sebebiyle kendilerini tercih ettiğini dile getiriyor. Okuldaki her sınıfta Atatürk resimleri bulunduğuna işaret eden muhabir, eğitim programında da Gülen öğretilerinin yer almadığına dikkat çekti. Haberde görüşüne başvurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak, anketlere göre Türk halkının yüzde 83'ünün Türk okullarına olumlu baktığını vurguladı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 'katı laik' bir devlet olarak kurulduğunu yazan Reuters, toplumdaki değişimin dindar profesyonelleri öne çıkarması ve Gülen hareketinin yükselen kesimden destek görmesinin bazı çevreleri endişeye sevk ettiğini belirtiyor. Haberde Gülen'in siyasi amaçları olduğu yönündeki şüphelere de yer veriliyor. Utah Üniversitesi öğretim üyelerinden Hakan Yavuz, "Türkiye'yi dini dünyanın merkezi yapmak için elit bir sınıf meydana getirmek istiyorlar. Toplumda onları dengeleyebilecek başka bir hareket yok." iddiasında bulunuyor. Haberi kaleme alan muhabir, hareketin içindeki insanlar bu tip görüşleri 'paranoya' olarak nitelendirdiğine dikkat çekiyor. Reuters'in haberinde, Gülen'in dinlerarası diyalog çabalarına da değiniliyor.

 


 

Alman gazetesi: 'Fethullah Gülen münevver bir İslam anlayışının vaizi ve fikir öncüsü'



"Laiklik tartışması hayalı bir tartışmadır. Asıl olan bürokrasi, asker ve aydınların muhafazakar Anadolu insanının hem değerlerine sahip çıkması, hem de söz sahibi olmasından rahatsız olmasıdır."

 

Almanya'nın en önemli haftalık gazetelerinden die Zeit bu haftaki dosya konusunu Türkiye'ye ayırdı.

Türkiye'de son aylarda yaşanan gelişmeleri özgürlük ve gerçek demokrasi arayışı olarak değerlendiren Zeit, Kayseri örneğinde Anadolu'daki sanayileşme ve modernleşmeyi sayfalarına taşıdı. Anadolu'nun modernite ile barışık bir İslam anlayışının temsilcisi olduğu belirtilen haberde laikçi elitin bu gelişmeden endişe duyduğu değerlendirmesine yer verildi. Michael Thumann imzası ile yayınlanan haberde, "Özgürleşmiş Anadolu halkının taleplerini seslendirir hale gelmesi birçok general ve savcının tüylerinin diken diken olmasına yetiyor." görüşüne yer verildi. Türkiye'de anadolu merkezli değişimden 'laikçi, asker, hukukçu ve polislerden oluşan bir grubun' rahatsız olduğu belirtilen haberde bu çevrelerin son direnişe giriştikleri bilgisine yer verildi. Die Zeit'a göre bu çevrelerin hedefi, "Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da Türkiye'nin gerçek bir demokrasi ülkesi olmasını engellemek."

DIE ZEIT: GÜLEN, MÜNEVVER BİR İSLAM ANLAYIŞININ FİKİR ÖNCÜSÜ

Türkiye'de yaşanan değişimde Fethullah Gülen ve Gülen'in teşvikleriyle oluşan eğitim çalışmalarına de yer veren Zeit, Gülen'i 'münevver bir İslam anlayışının vaizi ve fikir öncüsü' olarak tanıttı. Türkiye'deki başörtüsü tartışmasının ayrıntılı olarak verildiği haberde Fatih Üniversitesi'nden Gökhan Bacık, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Zaman Gazetesi yazarları Ali Bulaç ve Şahin Alpay, Gazeteci Yazar Ayşe Böhürler, İpek mobilyanın sahibi Saffet Arslan ve İş kadını Berna İlter'in değerlendirmelerine yer verildi. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın inanç, değerler ve laik devletin uyumlu beraberliğinin mümkün olduğu görüşüne yer verildiği haberde, Zaman Gazetesinin Türk medyasındaki 'laikçi ve devlet yanlısı' haber tekelini sarstığı belirtildi.

Zaman Gazetesinin Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğini desteklediğinin belirtildiği haberde, Dumanlı'nın Türkiye'de yaşanan gelişmeler hakkındaki: "Laiklik tartışması hayalı bir tartışmadır. Asıl olan bürokrasi, asker ve aydınların muhafazakar Anadolu insanının hem değerlerine sahip çıkması, hem de söz sahibi olmasından rahatsız olmasıdır." şeklindeki değerlendirmesine ver verildi. Kayseri örneğinden hareketle Anadolu'da dinle modernliği birbiri ile uyumlu gören yeni bir sermaye sınıfının oluştuğuna dikkat çekilen haberde, AK Parti'yi iktidar yapanların bu sermaye sahipleri olduğu ele alınıyor.

 


 

Ruslar Fethullah Gülen okuluna el koydu



St. Petersburg'daki Türk okulunun yönetimine, Nurcularla bağlantısı olduğu kuşkusu ve müfredata uyumlu olmadığı gerekçesiyle el konuldu

 


Rusya'nın St.Petersburg kentinde Fethullah Gülen'le bağlantılı bir vakıf tarafından kurulduğu iddia edilen Türk okulunun yönetimine el konuldu.

Kommersant gazetesinin St. Petersburg baskısındaki habere göre, "664 numaralı Uluslararası Lise" olarak bilinen okulda yapılan incelemede bir dizi eksiklik belirlendi. Ancak gazete, okul yönetimine el konulmasının asıl nedeninin, Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin (FSB) ülkede faaliyet gösteren Türk okullarının Nurcularla bağlantısından kuşkulanması olduğunu yazdı.

1995'te St.Petersburg Belediyesi ile Türk Çağ Öğretim İşletmeleri A.Ş. tarafından kurulan okulda eğitim ve bilim alanında denetimden sorumlu Rosobrnadzor komitesi tarafından yapılan incelemede görevli 24 Türk öğretmenden çoğunun ülkeye turist vizesiyle geldiği, ayrıca sadece dördünün Rusya'da öğretmenlik yapabilmesini sağlayacak belgelere sahip olduğu belirlendi.

İnceleme sonucu okul müfredatının Rusya Eğitim Bakanlığı'na uyumlu olmadığı sonucuna varıldı ve yönetimin eğitim komitesine devredilmesi kararlaştırıldı. Rusya'da şimdiye kadar 10 civarında Türk okulu kapatıldı ve 50'den fazla Türk ve Rus sınır dışı edildi ya da tutuklandı.

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012