Kürt Dosyası 5 - Suriye'de Kürt Ayaklanması

 

Geçen yazımızda oluşturulmaya çalışılan Kürdistan devletinin haritaları ve bu haritaların kimler tarafından hazırlandığına değinmiştik.

Ayrıca haritalarda ki Kürdistan devletinin sınırlarının nerelerini içine aldığını, hangi ülkelerin topraklarından ne kadarının oluşturulmaya çalışılan Kürdistan devletine katılmak istendiğini kısaca yüzeysel olarak anlatmaya çalışmıştık.

Bu günkü yazımızda Suriye’de meydana gelen ABD (CIA) ve İSRAİL (MOSSAD) tarafından kışkırtılan Kürtlerin ayaklanmasını daha geniş çerçevede anlatmaya çalışacağız.

İlk önce Suriye’de ki Kürt ayaklanmasının çıkış sebebine değinelim. Olaylar Suriye sınırında ki Haseki iline bağlı Kamışlı ilçesinde oynanan bir futbol karşılaşmasında Araplar ile Kürtlerin birbirlerine karşı attıkları sloganlar neticesinde başlayan şiddet olaylarıyla düğmeye basılmış oldu. Şiddet olayları saha dışına sıçramasıyla büyüyerek yayılmaya başladı.

İlk önce Kamışlı’da yayılarak Amude’ye sıçradı. Buralardaki Kürt ayaklanmaları ordu tarafından bastırılırken, olaylar bu sefer Halep’e sıçradı. Kürt ayaklanması Halep’e sıçradıktan sonra olaylar farklı bir yön almaya başladı. Halep’in bazı ilçe ve kasabalarında Kürt gruplar olaylar çıkarmaya başladı. Halep’in ilçe ve kasabalarına yayılan olaylar şiddetini daha da arttırmış ve Kürtler her yere saldırmaya başlamışlardı.

Halep’in Ayn el Arap ilçesinde resmi binaları basarak her yeri talan ettikten sonra ateşe verdiler. Baskında Ayn el Arap ilçe kaymakamının oğlunu da öldürdüler. Kamu binaları ile çok sayıda iş yerini ateşe verdiler. Bununla birlikte polis merkezlerini tahrip ettiler ve Ayn el Arap kaymakamının evini, özel arabasını da ateşe verdiler. Ayrıca Kürt gruplar bazı mahkumları kaçırmak için cezaevini de bastılar. Kürtler Ayn el Arap kasabasını harabeye çevirdiler.



Çatışmalarda ölen Kürtler için düzenlenen cenaze törenlerine binlerce Kürt katılmıştı. Kürtler cenazeleri Kürt bayraklarına sarmışlar ve korsan gösterilerde de Kürt bayraklarını taşımışlardı. Cenaze törenlerinde Barzani lehine sloganlar atmışlar ve yakın bir tarihte vefat etmiş olan Suriye Cumhurbaşkanı Hafız ESAD’ın fotoğrafları ile Esad’ın fotoğrafları olan duvarları da tahrip etmişlerdi.

Şiddet olayları Halep’in Ayn el Arap ilçesinden Türkiye’nin sınırına birkaç yüz metre mesafede ki Dırbasiye ve Rasıl Ayn ilçelerine sıçradı. Bu ilçelerde de Kürtler gözaltına alınan Kürtlerin serbest bırakılmaları için resmi daireleri taşa tuttular.

Olaylar genel olarak sizlere anlattığım şekilde yaşanmıştır. Fakat madalyonun diğer tarafı bizlere gizli başka noktaları işaret etmektedir.

İlk olarak, Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani’nin Suriye’de ki Kürt ayaklanmasının başlamasından sonra kendisine bağlı olan Kürdistan TV’ye yaptığı açıklamalarda “ Kürdistan’ın her parçasında bulunan Kürtlerin, bir gün bu millete laik olan bağımsızlık hakkını elde edeceğini ve Kürtlerin bağımsız bir devlet kurma hakkı bulunduğunu” kaydediyordu.

İkinci olarak, PKK/KADEK terör örgütü Suriye’ye, Kamışlı’da ki olayları silahla bastırmaya devam etmesi halinde kayıtsız kalmayacağı yönünde tehditte bulunuyordu.

Üçüncü olarak, Suriye’de ki Kürt ayaklanmasının başlamasından bir-iki gün sonra Suriye’nin kuzeyine iki Amerikan helikopteri inmişti. Bu iki helikopterden inen Amerikalılar bölgedeki yerel yetkililerle konuşmuşlar ve hatta Suriye istihbarat teşkilatı (el Muhebarat) başkanını da çağırarak görüşmeler yapmışlardı.

Bu üç önemli yaşanmış noktalar Suriye’de ki Kürt ayaklanmasının çıkış sebeplerinin ardında ki gizli ellerin ABD (CIA) ve İsrail (MOSSAD) olduğunu bizlere apaçık göstermektedir. Bunu nereden anlıyoruz sorusuna şu cevaplar yeterli olacaktır umarım. Birincisi, ABD Başkanı George W. Bush yönetiminin ABD Savunma Bakanlığı Pentagon için çalışan danışmanları ile Beyaz Sarayın danışmanlarının yanı sıra bütün Amerikan yetkililerinin “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın İsrail ve Amerikan karşıtı terör gruplarını desteklemeye devam ettiğini, Amerikan karşıtlarının Irak içine sızmasına izin verdiğini, İran’ın Suriye yoluyla Hizbullah’a malzeme göndermesine izin verdiğini, ayrıca Şam’ın Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in Suriye bankalarına taşıdığı 1 milyar dolar civarında ki hesabını ABD’ye vermeye razı olmadığı” yönünde suçlamaktalar.

Ayrıca, ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Richard Armitage, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Suriye’nin terörist gruplara verdiği desteği sona erdirme sözü vermemesi durumunda, ülkesinin izole edilmesi riski ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuyordu. Armitage İran ve Suriye’nin hala Hamas ve Hizbullah gruplarını desteklemeye devam ettiklerini belirttikten sonra son noktayı koyuyordu “ ABD Kongresi’nin Suriye’ye yaptırım kararı almasından sonra, bu ülkeye uygulanacak yaptırımlar çok sert olacaktır”.

İkincisi, İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav, Ocak ayında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı İsrail ile barış anlaşmasını müzakere etmek amacıyla Kudüs’e davet etmişti. Katsav, İsrail devlet radyosuna verdiği demeçte de “ Sayın Esad’ı Kudüs’e gelerek ciddi olarak barış anlaşması şartlarını İsrailli yetkililerle müzakere etmeye davet ediyorum. Ancak Esad ortaya ön koşul koymamalıdır” diye de uyarıyordu. Katsav, daha önce Suriye’yi Lübnan Hizbullah’ına İran silahlarının transferini kolaylaştırmakla suçlamıştı.

İsrail Başbakanı Ariel Şaron’da, Knesset’in Savunma ve Dış Politika Komitesi toplantısında yaptığı konuşmasında “ Suriye ile barış görüşmelerinin Golan Tepelerinden vazgeçmek anlamına geleceğini “belirtti. Şaron, “ Şam’ın her zaman niyeti bu stratejik platoyu (Golan Tepeleri) ele geçirmektir. Dolayısıyla Suriye ile pazarlık, Golan Tepeleri için pazarlık etmek demektir “ dedi. İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Suriye’nin teröre verdiği desteği durdurma konusunda ki dünya kamuoyunun (ABD ve İsrail) taleplerini yerine getirmesi durumunda Esad ile masaya oturabileceklerini Suriye’ye şart koşuyordu.

Bu vermiş olduğumuz cevaplar, Suriye’de ki Kürt ayaklanmasının ardında ki gizli ellerin ABD ve İsrail olduğunu bizlere yeterli derecede göstermektedir.

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012