Kürt Dosyası 3 - Devlet Kurma Çabaları

 

Dünkü yazımızda Madalyon’un Öbür Yüzünü anlatmaya çalıştık ve bugün de yarım kaldığımız yerden yazımıza devam edeceğiz. ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu tamamen kontrol altına alabilmek için önce Irak’a saldırdı.

Irak’ta ki Saddam rejimini yıktıktan sonra kendi amaçları doğrultusunda yeni geçici yönetimi göreve getirterek yeni geçici anayasayı da yangından mal kaçırır gibi baskılarla imzalattırdı. Fakat bu geçici anayasa da önemli bir nokta vardı ve O nokta da Irak’ın gelecekteki etkili gücün Kürtlere ait olacağını tescilliyordu.

Bunu ABD nin Irak taki yönetimin sivil sorumlusu Bremer, Irak ta en iyi rejimin federasyon olacağını tüm dünyaya dikte ediyordu. ABD nin, başından beri Kürt grupları desteklediğini söyleyen Bremer, ABD nin Kürtlere vermiş olduğu bu desteğin 1991 deki Birinci Körfez Savaşı ndan beri devam ettiği açıklıyordu.

Şiiler de bu duruma itiraz ettiler fakat sonuç değişmedi ve ileride de değiştirilmesi zor olacak. Kürtler ABD den ve İsrail den maddi, manevi, siyasi, ekonomik desteği aldıktan sonra çevresine yavaş yavaş saldırmaya ve hırlamaya başladı. Kürtlerin yaptıkları faaliyetleri Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) finanse ediyor, Talabani ve Barzani ye yaptıkları aylık ödemeler 7 rakamlı sayılara ulaşıyordu.

Kürtler ilk önce en büyük engelleri olan Türkmen Cephesine saldırmalarıyla gerginliği tırmandırıcı hareketler yapmaya başladılar. Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı Mustafa Kemal Yalçın, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Kerkük binasına saldırıda bulunanlar arasında; peşmergelerin yanı sıra Türkiye’den gelen PKK/KADEK mensubu kişilerin de olduğunu açıklıyor ve Türkiye yi yardıma çağırır mesajlar veriyordu.



ABD, 1990 yılında Irak a göç eden 13 bin mültecinin, otorite boşluğu olan Kerküke yerleştirileceğini ve de Mahmur kampında bulunan PKK/KADEK yanlısı ailelerin de Kerküke yerleştirilmeye başlanıldığını, Kerkükün de yeni sahiplerinin Kürtler olduğunu açıklıyordu.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu olayları sadece uzaktan seyretmekle yetiniyor arada dışişleri bakanı sayın Gül cılız söylemlerle durumu geçiştirmeye ve Türk Milletinin gözünü boyamaya çalışıyordu. TSK tam aksine her şeye rağmen Türkmenlerin yanında olduğunu ve olayların büyümesi halinde duruma müdahale edeceğini ABD nin baskılarına karşın kararlı ve sert bir şekilde basına ve dünya medyasına duyuruyordu.

ABD de bu sırada boş durmuyor (CIA ve MOSSAD) ajanlarının çalışmaları ile Irak ın en güçlü kesimi olan Şiileri sindirmek ve etkisiz duruma getirmek için ilk önce Kerkük Kent Konseyi nin bir Şii üyesi olan Agar El Tavili korumasıyla birlikte aracının içinde öldürtüyor.

Daha sonra da Şiilerin kutsal günlerinden olan Aşura gününde Irakın başkenti Bağdat ve Kerbela kentinde, 35 yıl aradan sonra ilk kez özgürce yapılan Muharrem ayı matemlerinin kana bulanmasını sağlıyordu.

ABD, Türkiye nin hareketlerini kısıtlamak ve TSK nın K.Irakta rahat hareket etmesini engellemek için Ankara ya PKK/KADEK terör örgütüyle mücadele konusunda ilgileneceklerini taahhüt ediyordu. Fakat mücadelenin nasıl ve ne şekilde yürütüleceğine ilişkin sözler vermenin mümkün olmadığını kaydediyorlardı.

Türk askerinin de bölgedeki varlığına ilişkin olarak Türk ve Amerikalı yetkililerin aynı görüşte olduklarını, bölgenin örgütten arındırılmasının ardından Türk askeri varlığının da çekilmesinin söz konusu olacağını belirtiyorlardı.

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012