Kürt Dosyası 2 - Madalyonun Öbür Yüzü

 

Bir önceki yazımızda Türkiye üzerinde oynanan ekonomik, kültürel, siyasi baskı stratejileri bağlamında Türkiye-Irak-Suriye-İran ekseninde bölgede oluşturulmak istenen yapay bir devlet meydana getirilmesi için harcanan çabalara değinmiştik.

Bu çabaların da göründüğü gibi olmadığını madalyon’un öbür yüzünün bizlere başka şeyler anlatmak istediğini görüyoruz demiştik. Bugün madalyon’un öbür yüzüne değineceğiz......

ABD 11 Eylül’de meydana gelen (terör) olayından sonra dünya düzenini kendi doğrultusu ve merkezi yönetimine bağlamak üzere harekete geçmiştir. O gün yapılmış olan (terör) olayını kendi lehinde çevreye saldırmak ve kendini haklı duruma sokmak için akabinde Amerikan halkının da güven ve onayını alabilmek üzere Pentagon binasına saldırı yapılmasını sağlamıştır.

Artık geriye sadece planlarını hayata geçirmek kalmış ve İlk iş olarak da gelecekte başını ağrıtacak olan Çin’in yolunu kesmek ve yayılmasını engellemek üzere Afganistan’a askeri harekat düzenlemiştir. Tepki almamak içinde kılıf olarak kendisinin oluşturmuş olduğu El-Kaide ve onun bağlamı Taliban yönetimini hedef seçmiştir. Afganistan’a askeri harekata başlamadan öncede Türk Cumhuriyetlerine asker yığınağı yaparak hem Rusya’ya, hem Türkiye’ye, hem Çin’e, hem de İran’a gözdağı vermiş oldu. Harekata başladı fakat ne hikmetse Bin Ladin’i bir türlü yakalayamadı.

Amacı Bin Ladin’i yakalamak olmadığı için Bin Ladin’in daha önceden belirlenmiş olan ve de kendisine vermiş oldukları yol haritasını harfiyen uygulamasını beklediler. Bu olaylar yaşanırken Dünya tedirgin bir şekilde beklemeye ve de kendisini güven altına alabilmek üzere ABD’nin önerdiği Güvenlik Şemsiyesi adlı projeye katılmaları dikte ettirilerek bu oluşumda yer almaları sağlanmıştır.



Artık dünya iletişim ağı ve haber alma ağları ABD’nin eline %85 oranında geçmiştir. ABD Afganistan’da işini istediği ve planladığı şekilde bitirdikten sonra asıl planın ikinci ayağı olan ırak’a yöneldi. Irak Ortadoğu’nun başkenti durumundadır ve yine aynı Irak ham petrol kalitesi bakımından birinci sıradadır. Ayrıca İsrail’in devlet politikası olan vaat edilen topraklar Irak’tan geçmektedir. Onun içindir ki Irak, ABD ve İsrail’in vazgeçilmez hedefi durumundadır. ABD Irak’a harekata başlamadan önce yine Afganistan’a harekattan önce yaptığı gibi Irak’ta da aynı hareket tarzını hayata geçirmiştir.

Bununla birlikte dünyaya rest çekmeyi de ihmal etmedi. ABD, yanına geleceği belirsiz olan ve de ABD’nin müttefiki olarak eline pastadan %?’lik bir dilim geçeceğini planlayan İngiltere’yi de alarak Irak’a yığınak yaptıktan sonra harekata başladı.

Planın içine Türkiye’yi de katmak için girişimlerde bulundu. Fakat daha sonra bundan vazgeçerek Türkiye ile gizli bir anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma ana hatlarıyla şunları içeriyordu:

“Türkiye hiçbir şekilde bu harekata dahil edilmeyecek ve de kendisi de TSK ile birlikte bu konu da uzak durma bağlamında dikkat edecekti”.

Fakat TSK hükümetin bu tavrını onaylamayarak K.Irak’a girmeyi ve PKK-KADEK kamplarına ve gizli oluşumlara karşı harekat yapmakla birlikte Kerkük Türkmen Cephesi ile çalışmayı planlıyordu. Bunun içinde bazı girişimlerde bulundu. ABD bu durumu fark ettikten sonra Türkiye’ye karşı söylemlerinde daha sertleşmeye başladı.

Hemen akabinde bir gece Türk Özel Birliklere mensup özel eğitimli bordo bereli diye tabir ettiğimiz askerlerimizin kaldıkları binaya baskın düzenleyerek askerlerimizin kafalarına çuvallar geçirdiler. Ayrıca askerlerimizi tartaklayarak hakaretler yağdırdılar.

Dahasın da bu baskını yöneten ve yönlendiren ABD’li albay sanki bu çirkin olay hiç yaşanmamış gibi basına demeç vererek benim özür dilemeye yetkim yok diyerek yapmış oldukları hareket bize verilmek istenen bir gözdağı idi.

İsrail’de bu arada boş durmuyor ve İsrail’e zorunlu göç eden Kürtleri hızlı bir eğitimden geçiriyordu. Ayrıca dünyanın gözü Irak’ta ki savaşta olduğu için de Filistin’e ve Filistinli Müslümanlara karşı daha da sert tutumlar içine giriyor ve bazı saldırılarda düzenliyordu.

ABD ve İsrail amaçlarına en kısa zaman zarfında ulaşabilmek için ellerinde ki kartları birer birer açarak dünyaya meydan okuyorlardı. Kartlarından bir tanesi de Kürt varlığı idi. Bölgede ki Kürt varlığı ve nüfus dağılımı en büyük kozları arasındaydı. Çünkü Kürtler bölgede Irak, Suriye, İran ve Türkiye’de birbirlerine yakın bölgelerde bulunduklarından ABD ve İsrail’in fazla zorluk çekmeden bir Kürt devleti kurmaları kolaylaşacaktı. Bunun için de ilk önce Irak’ta ki Kürtleri birleştirerek burada federe bir devlet kurmayı sağlamak için çalışılıyor.

Bu günkü yazımızı burada sonlandırarak yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Gerçekleri öğrenmenin zamanı gelmiştir

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012