Kürt Dosyası 1 - İki Kürt Olayı ve Sonuçları



İlk olarak yakın tarihimizde yaşanmış olan ve etkilerinin günümüze kadar süre geldiği 13 Şubat 1925’te meydana gelen Şeyh Sait isyanının çıkış sebebini ve kimler tarafından çıkarttırıldığına değineceğiz.

Osmanlı Devleti, Almanların türlü oyunlarıyla Birinci Dünya Savaşına İtilaf devletlerine karşı Almanya’nın yanında girdi. Osmanlı Devleti bu savaşta tam yedi cephede vuruştu ve bu korkunç savaş bir milyon insanımızı kaybetmemize, dünya kadar toprağımızın elimizden çıkmasına sebep oldu.

Ayrıca İtilaf devletleriyle yapılan Mondros (1918) ve Sevr (1920) Antlaşmaları adeta ölüm fermanlarımız oldu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, İstanbul’da bulunan Osmanlı Meclis-i Mebusanı dağılmadan önce Misak-ı Milli, yani vatanımızın yeni sınırlarını tespit etti.

Bu tespit;

Mondros Antlaşması imzalanırken, Ordularımızın bulunduğu yerler vatan coğrafyamızın içerisinde olacaktır. Bu bakımdan vatanımızın güney sınırı Hatay’dan başlayacak Musul ve Kerkük bölgesini de içine alacaktır.

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı dağıtılmadan önce bu tespiti aldıktan sonra Mustafa Kemal Paşa’da Milli Mücadeleye başlarken Ankara’da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi de, aynen son Osmanlı Meclis-i Mebusanın da alınan karar gibi Musul ve Kerkük bölgesinin bizim sınırlarımız içerisinde kalmasını şartların şartı olarak kabul eden bir karar almıştır. Milli Mücadele zaferle neticelendikten sonra Lozan’a hareket edecek heyet başkanına (İsmet İnönü’ye) Mustafa Kemal ATATÜRK kesin kararlılığını bir kere daha üstüne basa basa ifade etmiştir. Bu kararlılık;

“Musul ve Kerkük bölgesi Misak-ı Milli gereğince, milli sınırlarımız içerisinde olmalıdır.”



20 Kasım 1922 tarihinde başlayan Lozan müzakereleri çok çetin olmuş ve İngiltere, Musul bölgesinin Türkiye’ye bırakılmasını kat’iyen istemiyordu. İsmet Paşa, durumu Mustafa Kemal Paşa’ya bildirerek “Ne yapmamı, nasıl hareket etmemi emredersiniz?” diye sordu.

ATATÜRK İsmet Paşa’ya;

“İtilaf devletleriyle orada anlaştığınız hususların altını imzalayınız! Musul meselesini daha sonraya bırakınız! Musul bölgesini daha sonraki aylarda veya yıllarda İngiltere ile ikili görüşmeler yaparak halledelim…”

Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1924 tarihinde, Musul meselesi askıya alınarak imzalandı. İngilizler boş durmayarak duruma derhal müdahale ettiler. Bizi Musul bölgesi için yeni bir savaştan uzak tutmak amacıyla yerli halkı silahlandırdılar ve çeşitli vaatler (sözler) vererek Şeyh Sait’in 13 Şubat 1925’te Çabakçur’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı silahlı isyan çıkarmasını sağladılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğu’da üç ay boyunca Şeyh Sait’in çıkardığı silahlı isyanı bastırmakla uğraşırken bu arada İngiltere’de, dünya kadar dolap çevirerek Musul meselesini Milletler Cemiyeti’ne götürdü. Milletler Cemiyeti de Musul bölgesini Irak’a bağladı. Sonrasında İngilizler elli yıl boyunca Musul ve Kerkük petrollerini sömürüp durdu. Sonucunda politik oyunlarla Musul ve Kerkük tamamen elimizden çıkmış oldu. Şeyh Sait ve arkadaşları yakalandıktan sonra mahkemede Mahkeme Başkanının “Sait Efendi bizim en büyük düşmanımız kimdir?” sorusuna verdikleri cevap aynen şuydu;

“İngilizlerdir efendim.”

Şeyh Sait ve arkadaşları İngiliz oyununa geldiklerini anladılar ama artık ne fayda ki iş işten geçmiş Musul ve Kerkük elimizden tamamen çıkmıştı. O günden sonra tarih yine tekerrür etti ve bu sefer ki isyan daha derinden, daha geniş bir coğrafyayı kapsayan, 17 yıl cereyan eden PKK/KADEK Terör Örgütüyle karşımıza çıktı.

İkinci olarak ta PKK/KADEK kanlı terör örgütünün 15.08.1984 ile 31.10.2001 tarihleri arasında gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin sonuçlarını sizlere kısaca anlatacağım.

Kanlı terör örgütü PKK/KADEK’İN 15.08.1984’ten 31.10.2001 tarihine kadar 21.866 terör olayına sebebiyet vermiş olduğu görülmektedir. Bu olaylar rakamsal olarak şu şekildedir;

Silahlı Saldırı : 6751
Güvenlik Kuvvetleriyle Çatışma : 8581
Mayın Döşeme ve Bombalama : 3519
Gasp : 411
Yol Kesme ve Adam Kaçırma : 1076
Bildiri Dağıtma : 676
Kanunsuz Toplantı : 852

Bu olaylarda; 4124 Mehmetçiğimiz, 1281 Geçici Köy Korucumuz, 200 Polisimiz, 116 Öğretmenimiz, 27 İmamımız, 23 Belediye Başkanımız, 60 Muhtarımız, 21 Basın Mensubumuz hunharca şehit edilmiş ve 4646 vatandaşımızda acımasızca katledilmiştir.

Ayrıca bu olaylarda; 8941 Mehmetçiğimiz, 1825 Geçici Köy Korucumuz,

705 Polisimiz, 48 Öğretmenimiz ve de 5091 vatandaşımız yaralanmıştır.

Güvenlik güçlerimizce yurtiçinde yapılan operasyonlarda; 18.958 terörist ölü olarak, 706 terörist yaralı olarak, Yardım ve Yataklık yapanlar dahil olmak üzere 58.165 terörist yakalanmıştır. Ayrıca, 2192 teröristte güvenlik güçlerimize teslim olmuşlardır.

Bu iki olayın çıkış sebepleri, olayların gelişim süreçleri ve sonuçları çok büyük benzerlikler arz etmektedir. Farklılıkları, birinci olayı İngilizler çıkarttırmış ve de sadece İngiltere menşeilidir. İkinci olayda ise olayı çıkarttıranlar İngiltere’nin yanında Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Belçika, Hollanda, Avustralya, Rusya, ABD, İsrail, Ermenistan, İran, Suriye, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’dir. Yardımda da bu ülkeler başı çekmekteler.

Bu ülkeler 17 yıl boyunca PKK/KADEK Terör Örgütünü hem beslemişler, hem eğitmişler, hem de her türlü yardımda bulunmuşlardır. Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölgede ki varlığını hazmedemeyen ve her fırsat bulduklarında çeşitli yollarla saldırıya geçen biraz önce isimlerini zikrettiğim ülkeler Türkiye’de ki Kürtleri kullanarak emellerine ulaşma peşinde yürümeye çalışıyorlar. Sizler de biliyorsunuz ki bu günde Irak’ta ki Kürtleri kullanarak bölgede ki güçlerini arttırma peşindeler.

Fakat şunu her zaman unutuyorlar Türkler dünyada emsali olmayan necib ırktan gelmekteler ve Türkler, ne Araplara, ne Ermenilere, ne Rumlara, ne Ruslara, ne İngilizlere, ne Fransızlara, ne Yahudilere ve ne de diğer milletlere benzerler. Türkler savaşçı (asker) bir millet olduğundan ötürü ürkütülmesi tehlikeli sonuçlar doğuran tek millettir. Bu günkü yazımızı bura da sonlandırırken Kutlu Başbuğlarımızdan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün biz Türk Gençliğine hitab ederek görev kıldığı “Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabesi” ni bir kez daha okumanızı ve ATATÜRK’ün bizlere ne anlatmak istediğini anlamanızı tavsiye ediyorum.

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012