3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ

 

Türk olduğunu ifade etmenin neredeyse suç sayıldığı ve 'ayrımcılık' kabul edildiği bir dönemde, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nün önemi asla unutulmamalıdır.

3 Mayıs 1944, o güne kadar 'edebî ve ilmî bir saha' olan Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası, bu davanın bir harekete dönüşmesinde mihenk taşıdır. Aslen, 26 Nisan 1944 tarihinde başlayan ve dönemin hükûmetinin 'Irkçılık- Turancılık Davası' olarak adlandırdığı davanın ikinci duruşma günü; ancak Türk milliyetçiliğinin şahlanışında büyük bir adımdır.

3 Mayıs 1944'te Türk Milliyetçileri "Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla tabutluklara konuldular, işkenceler gördüler. Ancak bu zulüm ve çilelere rağmen onlar bildikleri yoldan sapmadılar. 3 Mayıs yüce Türk milletinin kanına, ırkına, tarihine sadık bireyleri için ayrı bir önem taşır. Bu gün Milliyetçilerin Bayramı olarak bilinir ve kutlanır.

Yorum (0) Tıklanma: 1472

Devamını oku...

MİLLET - MİLLİYETÇİLİK VE İSLAM'DA MİLLİYETÇİLİK

 

Türkler Hunlar zamanından beri bugünkü anlamda millet olma şuuruna ulaşmış bir millettir. Eski Türklerde millet, "Budun" sözcüğü ile ifade edilirdi. Arapça olan millet kelimesi ise "din topluluğu, şeriat, tarikat, sünnet" manalarına gelmektedir, Kur'an'da bazı ayetlerde‚ belirli prensipler etrafında toplanmış insan kitlesi anlamında da kullanılmıştır. Ayrıca kur'an'da millet kelimesine benzer anlamda ümmet kelimesi de geçmektedir. Genelde Hz. Muhammed'a iman etmiş Müslümanları ifade etmek üzere kullanılan ümmet kelimesi aynı zaman her hangi bir topluluğu göstermek amacıyla da kullanılmıştır.

Dilimizde millet, Latince "nation", Arapça'daki "Şuub-Şube) kelimesine karşılık olarak kullanılmaktadır. Lâtince bir fiil olan "nasci" den gelen "nation" aynı yerde doğmuş bir insan topluluğu manasını ifade etmektedir. İngilizcede milliyet anlamına gelen "nationality" kelimesinin varlığı 1691'den itibaren tespit edilmişse de, bunun bugünkü anlamda ilk kullanılışı 19. yüzyılın başlarındadır. Fransızcada da aynı anlama gelen "nationalite" kelimesi ilk defa 1885'te Akademi Sözlüğü'ne girmiştir. (İ.H.Danişmend, Türklük Meseleleri, s:13)

Yorum (0) Tıklanma: 1492

Devamını oku...

3 Mayıs 1944 Olayları ve Türkçülük Bayramı

Büyük Türk Milliyetçisi ve düşünür Ziya Gökalp Türk gençliğine şöyle seslenir: “Ey genç muharrir! Gel sen bir kahraman ol, nefsini düşünme, boş gururu, menfaat perverliği bırak, milletini uyandır. Senin milletin daha kendi adını bilmiyor, kendi lisanını bilmiyor, zaman yürümüş, o uyumuş, geride kalmış, dost sandığı bağrına bastığı düşmanları bütün servetini, bütün saadetini yağma etmiş, senin milletin kendi vatanında bir köle, bir esir, bir bekçi bir fakir… Ona ilim, servet, saadet, duygu, ideal ver.” 3 Mayıs 1944 olayları( Irkçılık-Turancılık Davası) bir bakıma gençliğin Gökalp’e cevabı mahiyetindedir.

Başbakan Şükrü Saraçoğlu 5 Ağustos 1942’de TBMM’de yapmış olduğu konuşmada “Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız.”  demiştir. Ancak bu açıklamasına rağmen devletin kadrolarına komünistleri yerleştiren Başbakana, büyük dava adamı H. Nihal Atsız 1 Mart 1944’te ve 1 Nisan 1944’te

Yorum (0) Tıklanma: 1806

Devamını oku...

Türk Milliyetçiliğinde 3 Mayıs

Milletlerin geçmişlerinde unutulmaması gereken önemli zamanlar vardır. Önemli olayların başlangıç, bitiş veya meydana geliş günleri anma veya kutlama günleri olarak hatırlanır ileriki yıllarda… 3 Mayıs da Türk milleti adına böyle günlerden biridir.

Milliyetçi birikimin harekete dönüştüğü tarihi bir dönüm noktası olan 3 Mayıs, ülküleri uğruna büyük çileler çekmiş büyük insanlarımızın hatırası olarak Türk milliyetçileri tarafından günümüze değin kutlanan bir gün olmuştur.

Atatürk’ün Türk milliyetçiliği temelleri üzerine oturttuğu Türkiye Cumhuriyeti devletinin, İsmet İnönü döneminde köklü bir şekilde ‘eksen’ değiştirmeye başlaması neticesinde, milliyetçi-vatansever Türk insanının bu durumdan rahatsız olarak tepkilerini ortaya koymaları ise bir başka rahatsızlığa neden olmuştur.

Yorum (0) Tıklanma: 1369

Devamını oku...

Yürü Yiğit, Bugün Senin Günündür

Ben bir Türkçüyüm… Kim olduğumun farkına vardığım o günde başladı çilem. Yolum çetindi, biliyordum. Zira bir uyanış, silkiniş ve direniş hareketi olarak doğmuş ve bu topraklarda hürriyet güneşinin doğmasını sağlamak için büyümüş, büyümüştüm.

Süleyman Paşa ile, Gökalp ile, Akçura ile düşünce dünyam şekillenmiş; Kırım’da Gaspıralı, Azerbaycan’da Resulzade ile birlikte mücadele tohumlarımı ekmiş; Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nda acının da azmin de gözyaşının da gururun da en yoğun halini tecrübe etmiş ve nihayetinde zafere ulaşmıştım. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Cumhuriyet’i kurma şerefine erişmiş ve artık devlet felsefesinin başına oturmuştum.

Bir kutlu ağ olup tüm vatan sathını sarmış, bu fedakâr milletin gönlündeki ulvi yerimi almıştım. Dilimizi özleştirmiş, kültürümüzü topluma egemen kılmış, tarihimizi tüm derinlikleriyle anlatmayı başarmıştım.

Yorum (0) Tıklanma: 1583

Devamını oku...

Türk, Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi

 

Türk Milleti! Dil senin dilin, il senin ilin, dîn senin dînin! Vatan senin, toprağı vatanlaştıran can senin! Vatanın senin olduğunu dalgalanarak söyleyen Albayrak, minârelerden söyleyerek inleyen Ezân senin! Albayrağa renk diye akıttığın al kan senin!

Türk Milleti! Kan senin, can senin, şân senin! Dilden dile, ilden ile dolaşan destân senin!

Mehmet Akif Bey’in “Başımıza Gelenler” de; “Tedbîrsiz ve kararsız oluşumuz yüzünden, devletimiz, Türk, Arnavut, Kürt, Arap gibi çeşitli müslüman kavimlerden teşekkül ettiği halde Vatanın müdâfaası ve İslâmiyetin muhâfazası, on iki milyondan fazla tahmîn edemediğimiz Türkçe konuşan ahâlimizin hamiyetli omuzlarına yüklendi” diye tarihe hakkını teslîm ettiği “Vatanın savunucusu, İslâmiyetin koruyucusu” millet sen değil misin?

  “Gökte nasıl Tanrı tekse, yerde de Hakan tek olmalı! Gök çadırımız, güneş bayrağımız” diye hem millî sistemi hem de Türk mülkünün sınırlarını emânet ve vasîyet eden Mete Han, senin ceddin değil mi? Duyduğun mazlûm feryâdına ilgisiz kalmayıp zâlimden hesap sormak için dünyanın öbür ucuna sefer eden millet, sen değil misin?

Peygamber torunu, Hz. Hüseyn’e Emevîlerin yaptığı zûlme, müslüman olmamana rağmen itiraz edip yardımına koşan millet, sen değil misin?

Kazvinli Hoca Reşîdüddin’in Cami-üt Tevârih adlı eserinde; “Türk Milleti, dünyanın en köklü, en ulu ulusudur. Bu gücü ona Tanrı verdi. Peygamberimiz Miraç’ta Cebrâil’e sordu: ’Yeryüzünde beyaz atlılar görüyorum. Bunlar hangi millettir?’Cebrâil: ’Bunlar, Allah’ın süvârileri Türklerdir’” diye naklettiği Hadisteki, Allah’ın Süvârileri’nin soyu, sen değil misin?
Allah’ın, Mâide-54’te; “İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir! Bunlar Allah yolunda tüm gayretleriyle didinirler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar” diye tarif ettiği millet, hâdisteki milletle tıpatıp uymuyor mu?

Yorum (0) Tıklanma: 2394

Devamını oku...

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012