Türk, Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi

 

Türk Milleti! Dil senin dilin, il senin ilin, dîn senin dînin! Vatan senin, toprağı vatanlaştıran can senin! Vatanın senin olduğunu dalgalanarak söyleyen Albayrak, minârelerden söyleyerek inleyen Ezân senin! Albayrağa renk diye akıttığın al kan senin!

Türk Milleti! Kan senin, can senin, şân senin! Dilden dile, ilden ile dolaşan destân senin!

Mehmet Akif Bey’in “Başımıza Gelenler” de; “Tedbîrsiz ve kararsız oluşumuz yüzünden, devletimiz, Türk, Arnavut, Kürt, Arap gibi çeşitli müslüman kavimlerden teşekkül ettiği halde Vatanın müdâfaası ve İslâmiyetin muhâfazası, on iki milyondan fazla tahmîn edemediğimiz Türkçe konuşan ahâlimizin hamiyetli omuzlarına yüklendi” diye tarihe hakkını teslîm ettiği “Vatanın savunucusu, İslâmiyetin koruyucusu” millet sen değil misin?

  “Gökte nasıl Tanrı tekse, yerde de Hakan tek olmalı! Gök çadırımız, güneş bayrağımız” diye hem millî sistemi hem de Türk mülkünün sınırlarını emânet ve vasîyet eden Mete Han, senin ceddin değil mi? Duyduğun mazlûm feryâdına ilgisiz kalmayıp zâlimden hesap sormak için dünyanın öbür ucuna sefer eden millet, sen değil misin?

Peygamber torunu, Hz. Hüseyn’e Emevîlerin yaptığı zûlme, müslüman olmamana rağmen itiraz edip yardımına koşan millet, sen değil misin?

Kazvinli Hoca Reşîdüddin’in Cami-üt Tevârih adlı eserinde; “Türk Milleti, dünyanın en köklü, en ulu ulusudur. Bu gücü ona Tanrı verdi. Peygamberimiz Miraç’ta Cebrâil’e sordu: ’Yeryüzünde beyaz atlılar görüyorum. Bunlar hangi millettir?’Cebrâil: ’Bunlar, Allah’ın süvârileri Türklerdir’” diye naklettiği Hadisteki, Allah’ın Süvârileri’nin soyu, sen değil misin?
Allah’ın, Mâide-54’te; “İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir! Bunlar Allah yolunda tüm gayretleriyle didinirler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar” diye tarif ettiği millet, hâdisteki milletle tıpatıp uymuyor mu?

 

Yine Kur’ân’da zikredilen ve “çok sert, güçlü kuvvetli” anlamına gelen ta’bîr ve sıfatları, aynı şekilde ve aynı kelimelerle Hz. Peygamber’in Türkler hakkında söylemesi, tesadüf müdür? Hz. Peygamber’in; “Türkler size dokunmadıkça siz de Türklere dokunmayınız. Çünkü onlar çok sert, güç ve kuvvet sahibi kimselerdir” Hadisi ile Âyetlerin örtüşmesi, tesâdüf müdür? Hz. Peygamber’in, Kur’ân’a muhalif bir söz söylemesi mümkün müdür? Yine Hz. Peygamber’in bir çok defa; “Cenâb-ı Hak, Türkleri bana yardımcı kılmakla beni çok güçlendirdi.” buyurmaları, tesâdüf müdür?

Emevist-Arabist Baasçıların kıskançlıkla; Kur’ân ve Hadislerdeki Türk Milleti’ni görmezden gelerek saklamaya çalışmalarını, Arabist şövenizmle Türk Milleti’nin Allah katındaki yerini, Hz. Peygamber’in teslîm ettiği emeklerini inkârlarına, sen de mi uyacaksın?
Türk Milleti! Allah’ın sevdiği, Peygamber’in övdüğü, bütün mazlûmların duâ ettiği necîp millet! Tanrı aşkına, Çalap aşkına, Hüdâ aşkına, Allah aşkına silkin kendine dön!
Tarih boyunca Allah rızası için dağlar gibi yığdığın kemiklerinden, seller gibi akıttığın kanından nâdim ol, kendine dön!
Seni Allah ile aldatarak Haçlı ile birlikte müslümanlara zûlmeden; “Sadece dünyalık isteyenlerinkini de ziyâdesiyle veririz ama onlar için Cehennemi de çok korkunç ve âzâplı hazırlarız” diyen Allah buyruklarına rağmen; “Paranın dini olmaz” öğretisiyle milletin hem bu dünyasına, hem de ahretine kast edenlere, Allah aşkına artık izin verme!

Ses ver Türk Milleti! Artık kıyâm et! Bir daha başlı zâlime baş eğdir, dizli zâlime diz çöktür ve dünya nizâmına el at Tanrı aşkına!...

Senin işin bu Türk Milleti! Senin yeryüzünde görevin bu! Sen kendine dönüp dünya nizâmına el atmazsan vebâlli ölürsün, “kendine zulmedenler” den olursun! Allah aşkına senin ve gelecek nesillerinin her iki dünyasına da kıyma Türk Milleti! Sen kıyâm et ki, ayağa kalk ki zâlim başlılar baş eğsin, dizliler diz çöksün! Tanrı seni korusun
Türk Milleti...

 

Mustafa Aslan, 1.Mayıs 2012

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012