İktidarda PKK mı var?

 

Türkiye'de PKK tek başına iktidar olsa, AKP'nin bugün yaptıklarını yapmaz. Türk milletinin gazabından korkar ve bu kadar ileri gidemez. Ama ne yazık ki, bu milletten tek başına iktidar yetkisi almış bir parti, PKK'dan daha ileri gidebiliyor. Bütün işini gücünü bir kenara bırakmış, PKK'nın hedeflerini, hayallerini ve planlarını hayata geçirmekle meşgul olmaktadır. O kadar ki, AKP öncesinde bir PKK'lı bu kadarının yapıldığını rüyasında görse, "her halde afakanlar bastı. Sağılım iyi değil" diye yakınırdı.

Caninin AKP öncesindeki durumu

İmralı canisinin AKP öncesinde yaptıkları ve söyledikleriyle, bugün yaptıkları ve söyledikleri insaf ve vicdan sahibi herkesin malumudur. AKP'nin ne olduğunu, kime ve neye hizmet ettiğini, bebek katilinin durumu ve geçirdiği başkalaşım çok net ortaya koyuyor. Bu katil AKP öncesinde, can korkusuyla kendini sorgulayanlara, yargılamayı yapan mahkemeye yalvarıyor, "devletin vereceği her görevi yapmaya hazırım" diyordu. "MHP'nin fırsatı olsaydı, beni 3 günde asardı" sözleri, yine bu caniye aittir ve devlet kayıtlarında ve gazete arşivlerinde mevcuttur. Yıllarca kendine gösterilen inde yaşamını sürdürdü ve en küçük bir şikayette bulunmadı. Bu cani neredeyse unutulmuştu ve varlığından bile kimse haberdar değildi. PKK hedef olarak sadece Kürtçe konuşmanın serbest bırakılmasını öngörüyor, daha fazlasını istemeyeceğini taahhüt ediyordu. Dağdaki katiller fırsatını bulunca kaçıyor ve devlete sığınıyordu. Sonrasında da ifşaatlarıyla bu kanlı örgütün çözülmesini sağlıyorlardı. Zaten ülkenin her yerine huzur gelmiş ve bu cinayet şebekesi hemen hemen vazgeçmişti.

 

Tutanaklar aynıyla hayata geçiyor

Sonra AKP geldi. Nasıl geldiği bir tarafa, niye geldiği yaptıklarıyla ortadadır. Kanlı örgütün nasıl toparlandığı, nasıl azdırıldığı, nasıl fiili durum oluşturduğu ve hükümetle ortaklık kuracak kadar ileri gittiği, ibret verecek şekilde Türk milletinin gözleri önünde yaşanmıştır. Ayrıntılarını zaman zaman bu köşede anlattık. Bebek katili can korkusu yaşamaktan kurtulmakla kalmamış, yattığı yer bir parti merkezine dönüştürülmüştür. Her türlü konforu mevcuttur ve doğrudan muhatap alınmakta ve müzakere yapılmaktadır. Bu müzakereler sonuca bağlanmış ve karşılıklı sözler verilmiştir. Bu sözlerin ne olduğunu, bebek katili BDP milletvekilleri ile yaptığı görüşmede anlatmış ve bu tutanaklar bir gazetede yayınlanmıştı. Biz o gün bu sözlerin kendiliğinden söylenemeyeceğini, karşılıklı anlaşmaya dayandığını, tutanakların bir hazmettirme operasyonu olarak sızdırıldığını ve yavaş yavaş hayata geçirileceğini yazmış ve katıldığımız televizyon programlarında anlatmıştık. Bugün yaşanan her şey bu katilin anlattıklarıyla aynıdır. O tutanaklarda ne varsa, tamamı eksiksiz biçimde hayata geçmektedir.

İktidar seferber oldu

Bebek katili aynen şöyle demişti: "AKP'yi 10 yıldır ayakta tutan benim. Biz AKP'yi çıkartan gücüz. Başarılı olursam ne KCK tutuklusu kalır, ne başkası." Bu sözlerin önü ve arkası da var. Burada katilin sözcülüğünü yapmak istemediğim için, sadece AKP'yi nasıl kontrole aldığını anlatan kısmıyla yetiniyorum. En küçük bir eleştiriye, en küçük bir muhalefete anında ve en sert biçimde cevap veren başta sayın başbakan olmak üzere, AKP sözcülerinden katilin bu sözleri için söylenmiş tek bir kelime duyan olmadı. Varlığının bebek katiline dayandırılmasına sessiz kalanlardan, dik ve onurlu bir duruş beklemek zaten mümkün değildir. Kaldı ki, geçen zaman bebek katilini doğrulamıştır. AKP, bu caninin her türlü konforunu sağlamakla, PKK'nın taleplerini tek tek hayata geçirmekle, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir bölümünde fiili durum oluşmasına seyirci kalmakla yetinmemiş; ne KCK tutuklusu, ne de başkasının, yani İmralı canisinin içerde kalmaması için de seferber olmuştur.

Her şey planlanmış

İmralı canisi meclis tatile girmeden önce bu konuda adım atılmasını istemiş, siyasi uzantıları bunun için hükümeti baskı altına almışlardır. Bu istek ve baskı anında karşılık bulmuş, TBMM yaz sıcağında ve bu mübarek Ramazan ayında geceli gündüzlü bebek katilinin serbest bırakılmasına gidecek yolun açılması için çalıştırılmıştır. Hasta tutuklu ve hükümlülerin sağlık raporları ile cezaevlerinden çıkarılmasını öngören düzenleme, tamamen bunun için yapılmıştır. Şu tesadüfe bakın ki, bebek katili çok önceden sağlığıyla ilgili şikayetlerde bulunmaya başlamış, kardeşiyle bir sağlık heyeti tarafından muayene edilmesi isteğini kamuoyuna deklere etmiştir. Şimdi anlaşılıyor ki, İmralı müzakereleri sırasında bu kadar ayrıntıya inilmiş ve her şey o zamandan planlanmış. "Başarılı olursam ne KCK tutuklusu kalır, ne başkası." Sözü de bu plana dayanıyormuş. Kaldı ki, Leyla Zana bebek katilinden aylar önce, Diyarbakır'da İmralı canisinin bir süre sonra meydanda olacağını ilan etmişti.

Şimdi soruyorum

Hiçbir yerde ne tesadüf var, ne de bir boşluk bırakıyorlar. Oturuyorlar, konuşuyorlar, anlaşıyorlar, sonra da herkes üzerine düşeni oynuyor. Gelinen aşamada PKK'nın siyasi uzantıları oyunun tamamlanması için derhal harekete geçmişlerdir. Bir sağlık heyetinin adaya gitmesi için Adalet Bakanlığı'ndan izin istenmiştir. O iznin verileceği de, o raporun nasıl çıkacağı da, sonrasında ne yapılacağı da bellidir.

Şimdi tekrar soruyorum: PKK tek başına iktidar olsaydı, bu kadarını yapabilir miydi? Ya da soruyu başka türlü soralım: Ey Türk milleti, sen kime oy verdin, şimdi iktidarda kim var? Verdiğin oyun hesabını önüne konulan ilk sandıkta sormazsan, ne olacağını görebilmen için daha ne yaşanması ve ülkenin hangi felaketlere sürüklenmesi gerekiyor?

 

Orhan KARATAŞ, 13.7.2013

 

Kaynak: http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=14036

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012