Türkleşmek, İslamlaşmak, Ülkücüleşmek yahut BOP’laşmak, AB’leşmek, Diyaloglaşmak!




Başlık sarsıcı mı geldi? Niyet tahrik etmek değil, haddimce uyarmaktır. Türk milletinin geleceği yeniden kurgulanmaktadır.

Karşımıza neo-kölemen, neo-Tanzimatçı ve neo-Damat Feritimsi siluetler beliriyor bu günlerde... Şimdi iki seçenek ile karşı karşıyayız. Birinci seçenek, gözümüzün içine baka baka ülkemizi kuşatan yeni-haçlı düşünceyi temsil eden BOP, AB ve Medeniyetler İttifakı merkezli kurgulamadır. Bunlar Türk milletini Batı'nın İslam dünyasındaki kölemenlerine dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bizim olmayan meseleler Batı tarafından bize yaptırılmak istenmektedir. Kendi medeniyet ve iman dünyamızdan miras her ülkümüzü kayıtsız şartsız teslim etmeye hazır bir Damat Ferit kişiliğini yaşatmayı amaçlıyorlar. Bu projelerin özü budur!

Abartıyor muyum? O zaman soruyorum: Ey Türk milleti, bir şeyler size tuhaf gelmiyor mu sahi? Türkiye'de yıllardır laikliği dinsizlik olarak nitelendiren eski İslamcılar bugün gidiyor Mısır'a, Tunus'a Arap dünyasına laiklik dersi anlatıyorlar. Yıllardır AB'yi Hıristiyan Kulübü olarak görenler, AB'ye tam üyelik imzası nedeniyle Ankara'da havai fişeklerle karşılanıyorlar. Bir zamanlar Kaddafi'nin Yeşil Kitap'ını başucu kitabı yapanlar Kaddafi'nin katliamının kutlayıcısı oldular. Irak'tan milyonlarca din kardeşimiz katledilirken susanlar; dün "Kardeşim Beşir Esad" diye pozlar verenler bugün Rusya'yı Bileşmiş Milletlerin Suriye'ye müdahale etmesinin veto ediyor diye kınıyorlar. Dün Ayasofya için gözyaşı dökenler, bugün Akdamar'da kilise açıp Sümela'yı ibadete açmak ve Ayasofya'nın putlarını gün yüzüne çıkarmakla övünüyorlar. İstiklal mahkemelerine hocalara zulmettiler diye beddualar gönderenler Cuppeli Ahmet Hoca'yı niçindir bilinmez hapse tıkıp hiçliğe mahküm ettiler. Zinayı yasak olmaktan çıkardılar. Domuz eti üretimi ve tüketimi memlekette patlama yapıyor. Bunların zamanında daha önce "İslami Finans Kurumları" artık birer banka oluveriyorlar. Saymakla bitmez. Peki niçin? Niçin BOP-Medeniyetler ittifakı? Bunlar Türklerin veya İslam dünyasının projeleri olmadığına göre neye hizmet ediyorlar?

 

Şimdi yönümüzü kendi ebedi hakikatimize çevirelim. Büyük milletlerin büyük ülküleri olur. Türk milletinin tarihi gerçekliğini, değer ve heveslerini, inanç ve ülkülerini, aşk ve imanını geleceğe taşıyacak mefhumlar bellidir: Türkleşmek-İslamlaşmak-Ülkücüleşmek!

Ne dediğimiz biliyorum: "Batılılaşma-Çağdaşlaşma" umdesi 1900'ların başlarında Türkçülerin milli kurtuluş yolunun Türkleşmek ve İslamlaşmaktan sonraki ayağını oluşturuyordu. Bu umdenin o zamanlar Batı karşısında askeri, teknolojik ve ekonomik yenilgilerin her türlüsünü tadan bir psikolojinin uzantısı olduğu açıktır. Ancak Batılılaşma-Çağdaşlaşma umdesi Türk milliyetçileri için her zaman sorunlu ve kafa karıştırıcı bir kavram olmuştur. Bunun içerisine nelerin konulması gerektiği konusunda da bir ittifak yoktur. Sözgelimi Hüseyinzade Ali Turan bey buraya "Batlı giyinmeyi" koyarken Ziya Gökalp ve Mehmet Akif gibiler daha çok teknolojik gelişmeyi, maddi medeniyeti zikrederler.

Milliyetçilik dinamik bir olgudur. Milli tehdit ve fırsatlar değişkenlik gösterdiğinde milli öncelikler de değişir. Günümüzde Türk-İslam dünyasını yeniden şekillendirip yeni bir bağımlılık ilişkisi kurgulamasının ve yeni haçlı seferlerinin merkezinde ABD ve AB yanı Batı bulunmaktadır. O halde milliyetçilerin yeni bir öncelik oluşturmaları kadar tabii ne olabilir? Batılılaşma-Çağdaşlaşma yeniden kurulan bir ülke için bir anlam ifade etse de bugün varılan nokta da "yeni ülkü ve ruh", "çağın ve dünyanın inşasında söz sahibi olma iddiası", "Batı karşısında yeni bir medeniyet seçeneği oluşturmak" gibi öncelikler karşımızdadır.

Ayrıca, görülmektedir ki günümüzde kurucu dönemin fedakâr, vefakâr ruhu devletin kurumsallaşmasına koşut olarak tabii bir şekilde aşınmaya ve daha bireysel çıkar ve yarar merkezli durağan bir ilişkiler setine dönüşmeye yüz tutmuştur. İşte bu noktada devreye "Ülkücüleşmek" kavramı girmektedir. Ülkücüleşmek açıktır ki Türk milletinin dünya ölçeğinde heveslerini geleceğe taşıma iddia ve azmindeki sürekliliği ifade etmektedir. İddia sahipleri donuklaşmayı, durağanlaşmayı kabul etmezler. Kendilerini, değerlerini yeniden üretecek bir iklimi daim kılmanın sürekli bir iman ve mücadeleyi gerektirdiğini bilirler. Ülkücülük, durağanlaşmanın ve yok oluşun panzehiridir. Bu sebepten dolayı yeni terkibin adına Türkleşmek-İslamlaşmak-Ülkücüleşmek demek bir gerekliliktir.

Milletim işitsin: Ya BOP ideali veya Türkleşmek, İslamlaşmak, Ülkücüleşmek!

Prof. Dr. Recai COŞKUN

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012