Gerçekten balyozmuş

 

 

Neredeyse 3 yıldır balyoz hikayeleri yazılıyor, balyoz masalları anlatılıyordu. Sonra bir mahkeme kararı çıktı. Ne olduğunu acı biçimde anladık. Gerçekten balyozmuş. Hem de en ağırından, en acımasız olanından, en hızlı ineninden. Bu öyle bir balyoz ki, Türk milletinin tepesine arka arkaya darbeler indirdi. Ağır yaralar açtı, büyük bedeller ödetti. Çok daha önemlisi arkasının da gelecek olmasıdır.

DARBENİN HANGİ BİRİNİ SAYALIM

Balyoz darbelerinin hangi birini sayalım? Hukuka indirileni mi, askere indirileni mi, millete indirileni mi, ülkeye indirileni mi, geleceği indirileni mi? Bu devleti var eden, bu vatanı yücelten, geleceği teminat altına alan, birlik bütünlüğü garanti eden hangi kurum varsa, kim bu değerlerin içini doldurmuşsa hepsi nasibini aldı. Hepsi komalık oldu. Hepsi can çekişiyor.

Hukuka nasıl bir balyoz indirildiğini en amansız yanaşmalar, en semirmiş beslemeler bile itiraf etmek zorunda kalıyorlar. "Bu kadarını beklemiyorduk" diyorlar. Savunmanın olmadığı, delilerin, tanıkların yok sayıldığı, kararların önceden alındığının ve yazıldığının ileri sürüldüğü, vicdanların kanatıldığı, geleceklerin karartıldığı bir hukuk. Dünya da bir eşi benzeri var mıdır, bilmiyorum. Bizde 2010'da böyle bir hukuk düzeni kuruldu ve şimdi tıkır tıkır işliyor. Hiç şaşırmıyoruz. Zira, o referandum yapılırken çıkan "evet" kararıyla birlikte bunların kaçınılmaz olduğunu, hukukun hak aramak, adalet dağıtmaktan çıktığını, birilerini, bir yerleri kollamaya, bu düzene, bu sisteme uymayanları, itiraz edeleri cezalandırmaya dönüştüğünü zaten biliyor ve söylüyorduk.

 

GÜÇLÜ ORDUNUN ÖNEMİ

AKP'nin 10 yıllık çabalarına ve BOP'a saplama gayretlerine rağmen, Türkiye'nin bugün hala bir itibarı, ağırlığı, saygınlığı ve birlik ve bütünlüğü varsa, bunda hiç kuşkusuz silahlı gücümüzün, askeri varlığımızın büyük payı bulunmaktadır. Zira, nasıl bir ateş çemberinin ortasında olduğumuz zerre kadar beyni olan herkesin malumudur. Güçlü bir ordu aynı oranda caydırıcıdır. Dosta güven, düşmana korku salar. Terörün, eli kanlı katillerin önündeki en büyük ve aşılmaz engeldir. Siyasi iradenin bu imkanı doğru ve yerinde kullanılması durumunda içeride de, dışarıda da ne kadar etkili olduğunu AKP öncesindeki örneklerinden biliyoruz. İmralı canisi Şam'dan bu sayede çıkmış, PKK'yı destekleyen Suriye ve benzeri ülkeler bu gücün etkisiyle vazgeçmek zorunda kalmışlardı. Terör, bu gücün, bu imkanın doğru kullanılmasıyla sıfır noktasına inmişti. Kuzey Irak'da Kürt devleti kurulmasına, bölücü hanileri korunup kollanmasına ve yuvalanmalarına göz yumulmasına, Türkmen varlığına dokunulmasına müsaade etmeyeceğimizi, bunların kırmızı çizgilerimiz olduğunu ve bozulmasını savaş sebebi sayacağımızı arkamızdaki bu güçlü orduya güvenerek ilan etmiştik. Bir doğrunun yanına bin tane yanlışı eklediler ve balyozu şimdi bu ordunun en değerli, en kahraman mensuplarının başına indirdiler. Onun için terör bu kadar arttı. Onun için etrafımızdaki bütün komşularla savaşın eşiğindeyiz. Onun için dünyanın hiçbir yerinde saygınlığımız ve itibarımız kalmadı.

ARTIK YARIM TORBA KÖMÜR DE YETER

Ve biz balyozun bu darbesinin acısını yaşarken, bu baygınlık halinden istifade edilerek milletin başına yeni darbeler indirdiler. Zam olarak, vergi olarak balyozu salladılar. İşsiz, yoksul, biçere millet şimdi daha da ümitsiz, daha da güvensiz ve daha da teslim olmuş bir halde. Artık bir torba kömüre lüzum yok, yarım torba da teslim alınmasına yeter. Bir çuval makarna yerine, birkaç kilo verseniz de oyu garantiye alırsınız. Daha önceden test edilip onaylanmıştır: Balyoz ne kadar ağır olur, ne kadar şiddetli inerse, oy o kadar garantili ve o kadar yüksek olur. Terör arttıkça, zam ve vergiler dayanılmaz hale geldikçe, ülke bölünmeye yaklaştıkça, hukuk ve adalet yerle bir edildikçe AKP'nin daha çok oy aldığı bir iddia değil, iki kere ikinin dört ettiği kadar kesin olan bir matematik gerçeğidir.

SIRADA OSLO PROTOKOLÜ VAR

Askerin başına inen balyozun oluşturduğu yarı baygınlık halinin arkasından gelen başka darbeler de var. Bunlar üst düzey ABD yetkililerinin ziyaretleri ile daha da belirginleşmiştir. Suriye bataklığının yeni balyoz darbeleriyle daha da derinleşeceği, buradan daha büyük ve daha acı bir terör yayılacağı, bu bahane ile yeni Oslo görüşmelerinin hızlanacağı ve üzerinde anlaşılan protokolün hayata geçirilmesi için zemin oluşturulacağı kesinleşmiştir. Sayın başbakan daha dün, şerefli Oslo görüşmelerinin kendisinin eriyle yapıldığını bir defa daha ilan etmiştir. Bu ilanının anlamı Habur rezaletini, Oslo pazarlıklarını, İmralı müzakerelerini ve ortaya saçılan protokolleri bu millete hazmettirdiklerine inanmalarıdır ki, bundan sonra çok daha ileri gideceklerdir. CHP de bu kervana katılmış, Dışişleri Bakanının "sıra geldi milliyetçilikle mücadeleye" sözüyle Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü, milli devlet yapısı aleni olarak hedefe konulmuştur. Özerklik ve federasyonu içine alan Oslo protokolünün hayata geçirilmesi için artık herşey hazırdır. En azından öyle zannediyorlar.

 

Orhan Karataş

24 Eylül 2012

 

Yorumlar

  • Hiç yorum yok
Yorum yazma izniniz yok

© Ulm Ülkü Ocağı | LOKKKUM 2012